AHLAKSIZ TEKLİF 4
Toplu sözleşme masasını kumar masasına çeviren Memur-Sen, yine ahlaksız bir teklifle sahalarda. Bu teklif ilk değil; yazının başlığı, bunların her talebinde yeniden numaralandırılıyor. Ne istiyor sendika ağaları? Paşalarımız çok yoruluyorlarmış; yetkili sendika olmanın ödülünü alamıyorlarmış. Yorulan muhtemelen dillerinizdir. İşinizi halletmek için sağa sola dil döküp duruyorsunuz. Yetkili sendika olmanın ödülünü her türlü aldığınız kanaatindeyim. Hani, “Ne isteseler de verilmedi?” dedirtecek kadar yani.

Sizlerle aynı dönemde sendikacılık yapıp hak arama erdemini ayakta tutmanın ve herkese hayrı dokunmanın yüksek meziyetini yaşatmaya çalışmak oldukça zevkli olmakla beraber, milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğu şu dönemde sizin yaptığınız resmen ahlaksızlık.
Biz Gazze’de, kendinden başka toplum tanımayan ve hak-hukuk sınırlarını dünyanın gözüne baka baka çiğneyen İsrail lobisiyle mi uğraşalım, yoksa kendinden başkasını tanımayan; hak, hukuk çiğneyen maddeleri toplu sözleşmeye getirip dayatan sizlerle mi?
Bu benzetmeyi yapınca oldukça sinirleniyorsunuz ama hele bir yaptığınıza bakın; salim bir kafayla bir düşünün. Size bu aklı veren şeytan sağınızdan mı yaklaşıyor da bu iddianıza o kadar samimi bir şekilde sarılıyorsunuz?
Müslüman, diğer Müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Siz her toplu sözleşme masasına gittiğinizde, ülke Müslümanları olarak şunu düşünüyoruz:
Acaba memuru bu defa kaç buçukla muhatap edecekler?
Acaba sendikal özgürlüğe bu defa nasıl bir darbe vuracaklar?
Acaba hangi kazanımları masada bırakıp kalkacaklar?
Siz, memurların başına gelmiş en büyük musibet olma yolunda emin adımlarla ilerlerken biz, sizden ve yapacaklarınızdan emniyet içinde hissetmiyoruz kendimizi.
Silkinin ve kendinize gelin efendiler!
Memurlar arasında fitne ve fesada sebebiyet verecek, adalet terazisinden geri dönen uygulamaları ısıtıp ısıtıp önümüze getirmekten vazgeçin artık. İnsanlar, şerrinizden emin olmak için kerhen üyeliklerini devam ettiriyorlar. İnsanları zorunlu münafıklığa zorluyorsunuz.
Sahada sizi bizden çok, sizin üyeleriniz eleştiriyor. “Gelin, üye olun,” diyoruz; şerrinizden emin olamıyorlar. Bu ayıp size yeter de artar.
Sahi, siz ne yaptınız da şimdi memurların hepsinden haraç kesmeye çalışıyorsunuz? Hangi hakkı söke söke aldınız? Hangi başarılı toplu sözleşmeye imza attınız da yetkili olmanın mükâfatını istiyorsunuz?
Kendinize güveniyorsanız, aslan parçaları, eşit şartlarda mücadele edelim. Siz öyle pısırık bir sendikacısınız ki az bir rüzgâr esse geminiz güvenli limanlarınıza koşup önlem almaya çalışıyorsunuz.
Pandemi zamanı toplu sözleşmede aldırdığınız %1 barajı Danıştay’dan döndü! Ardından torba kanuna %2 koydurdunuz, Anayasa Mahkemesi’nden döndü! Tekrar bir girişim yapıp kanun teklifi sundurdunuz; neyse ki Genel Kurul’da kabul görmeyip rafa kalktı.
Şimdi aynı naneyi yemenin ne manası var? İşin aslı, sizler böyle kıvrandıkça size karşı sendikacılık yapmak daha zevkli hâle geliyor.
Bir zümre hem dinî değerleri referans alıp hem de kendi ayağına böyle pervasızca nasıl sıkabilir, anlamış değilim.
Aslan parçaları, buraya bakın hele!
Hâlâ sendikanızda Mehmet Akif İnan için üye olan meslektaşlarımız var. Olsun, herkesin hayatta bazı sabiteleri olabilir; adamlar eleştirip duruyor ama yerlerini de terk edemiyorlar. Siz böyle hamleler yaptıkça onları sıkıştırıp cevap bekliyorum: “Yapılanlar doğru mu?” diye.
Adamlar sizin adınıza utanmaktan yerin dibine giriyor. Başkasının adına utanmanın timsallerini izliyoruz sizin yüzünüzden.
Bakan beyin literatürümüze soktuğu cümlelerle izah etmek gerekirse:
Bakın, aptala anlatır gibi anlatıyorum; bu teklifiniz gayriahlaki, hukuksuz bir tekliftir.
Kaybeden, ülkemizin sendikal özgürlüğü ve demokrasisi olur.
Bir daha da böyle tekliflerle gelmeyin.
Korkmayın; biz yetkiyi aldığımızda sizi de kurtaracağız.
Yaptıklarınıza bakılırsa sizin kurtuluşa ihtiyacınız var.
Merak etmeyin, onun da çaresi bizde.
Az kaldı.
Mil-Sen is coming!
