TEVHİDİN TEDRİSATI
İnsan dünyaya geldiği andan itibaren bir eğitim sürecinin içine girer. Bu, inkâr edilemez bir hakikattir. Tarih boyunca insanlar zaman zaman hakiki öğretiden uzaklaşmış; bunun neticesinde ise peygamberler ve nebiler gönderilerek insanlık asıl tedrisata yönlendirilmiştir. Hiç şüphesiz peygamberlerin öğrettiği temel hakikat tevhid olmuştur.

Tevhid akidesi, yalnızca bir yaratıcının varlığını kabul etmeyi ifade eder. O’nun dışında ulûhiyet atfedilen her şey bâtıldır, yok hükmündedir. Tevhidin en büyük düşmanı ise şirktir. İslamiyet’in gelişiyle birlikte müşrik bir toplum ile tevhid inancı arasında zaman zaman sözle, zaman zaman da mücadele yoluyla bir çatışma yaşanmıştır. Şirk toplumu mağlup edilmiş olsa da şirk bütünüyle yeryüzünden silinmiş değildir.
Bugün dahi insanların davranışlarında şirkin izleri görülebilmektedir. Allah’tan daha fazla herhangi bir şeyi sevmek, paraya, makama, şöhrete aşırı derecede bağlanmak şirkin en belirgin göstergelerindendir. Allah’tan korkar gibi yaratılmışlardan korkmak; makamdan, mevkiden, servetten veya insanlardan zarar geleceği endişesiyle hakikatten taviz vermek de şirk emareleri arasında sayılmıştır. Hatta yapılan bir işi Allah rızası dışında, sırf gösteriş için yapmak “gizli şirk” olarak tarif edilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığımız zaman zaman müfredat değişikliğine giderek yeni nesillerin köklerine bağlı, geleceği inşa edecek kararlı bireyler olarak yetişmesini amaçlamaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki en temel müfredat tevhid muhtevalı bir müfredattır. Yeni nesiller anaokulundan üniversiteye kadar yalnızca tek bir güç karşısında eğilmeyi bir erdem olarak görmeli; O’nun rızasına uygun yaşamayı en büyük ülkü kabul etmelidir. İşte o zaman yanlışa “yanlış” diyebilen, doğrunun ne olduğunu gösterebilen nesiller yetişecektir.
Tevhid eğitimi almış bir nesil, dünyanın tamamı karşısında dursa bile hakkı ayakta tutmanın erdemini anlayacaktır. Bu dünyaya boşuna gelmediğini, bir amaç üzere yaratıldığını idrak edecek; yeryüzünün imarı için gayret gösterecektir.
Tevhid terbiyesiyle yetişen bir nesil, tekâmül yolunda eksiklerini gidermek için gece gündüz çalışacak; bilime, fenne, ahlâka ve edebiyata yönelecek; hakikat arayışını ömrünün sonuna kadar sürdürecektir.
Tevhid eğitiminin verilmediği bir ortamda ise bireyler yalnızca kendi menfaatini önceleyen bir anlayışa sürüklenir; iktisadî, ahlâkî ve sosyal sorunlar toplum hayatının başrolünü üstlenir.
