SOSYAL DEVLET VE YARDIM KAMPANYALARI

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu açıkça belirtilmiştir. Sosyal devlet anlayışı, bireylere asgari gelir güvencesi sağlayan, toplumsal risklere karşı koruyan, sosyal güvenlik hizmeti sunan ve yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılayan bir yapıyı ifade etmektedir.
Devletin temel görevleri arasında, vatandaşlardan topladığı vergileri adil ve etkin bir şekilde kullanarak eğitim, sağlık ve barınma gibi hizmetleri sunmak yer almaktadır. 2024 yılı itibarıyla devletin topladığı 7,3 trilyon liralık verginin nerelere harcandığını sorgulamak, her vatandaşın anayasal hakkıdır. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışının temelinde, devletin varlığını sürdürebilmesinin vatandaşlarının refahına bağlı olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle, sosyal devletin temel yükümlülüğü, vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılamaktır.
Ancak, resmi yazışmalarla okullara iletilen birçok yardım kampanyası incelendiğinde, devletin sosyal devlet olma yükümlülüğünü tam anlamıyla yerine getiremediği görülmektedir. Özellikle SMA gibi ağır tedavi gerektiren hastalıklarla mücadelede, devletin kampanyalar aracılığıyla vatandaşlardan maddi yardım talep etmesi, toplumsal bir dayanışma örneği olmanın ötesinde, anayasal sorumlulukların yerine getirilmediğini göstermektedir. Oysa, toplanan vergilerin doğru şekilde kullanılmasıyla sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerinin tam anlamıyla sağlanması, devletin asli görevidir.
Türk toplumu, tarih boyunca muhtaç olana yardım etme, zor durumdaki bireylerin yanında olma gibi değerleri güçlü bir şekilde yaşatmıştır. 6 Şubat depremi gibi büyük felaketlerde halkın devlete olağanüstü destek verdiği, toplumun dayanışma ruhunun ne kadar güçlü olduğu görülmüştür. Ancak, SMA gibi hastalıkların tedavisinde devletin rolü, kampanyalar düzenlemek değil, gerekli sağlık hizmetlerini ücretsiz ve erişilebilir hale getirmek olmalıdır. Burada asıl mesele, devletin topladığı vergilerle sunmak zorunda olduğu sosyal hizmetleri yerine getirmemesi ve bu eksikliği telafi etmek için tekrar vatandaşlardan yardım talep etmesidir.
Ödenen vergilerin adil ve doğru kullanılması, devletin anayasal görevlerini eksiksiz yerine getirmesi, her vatandaşın ihtiyacının sosyal devlet tarafından karşılanması temel bir beklentidir. Devlet, yönetilen ve yardım dağıtılan bir yoksul toplumu değil, yoksulluğun olmadığı, gelirlerin adil dağıtıldığı bir sosyal düzen inşa etmelidir.
Unutulmamalıdır ki, paylaşılan her yardım kampanyası, devletin vatandaşının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı algısını pekiştirmektedir. Bu nedenle, sosyal devletin gereği olarak, kampanyalara ihtiyaç duyulmayan bir sistemin oluşturulması esastır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın da dediği gibi:
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
