AHMET YESEVİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI
ÜNLÜ ÂLİMLERİN EĞİTİM ANLAYIŞI SERİSİ
“AHMET YESEVİ’NİN EĞİTİM ANLAYIŞI”

Ahmet Yesevi, 12. yüzyılın önemli Türk düşünür ve mutasavvıfıdır. Hoca Ahmet Yesevi (1103-1166) Orta Asya’da Türkistan’ın Sayram kasabasında doğup Yesi’de büyümüştür. Ahmet Yesevi’nin hayatı İslamiyet’in yarı-göçebe Türk toplulukları arasında kabulü sürecine rastlar (Tosun, 2000, s. 120-122).
Eğitimine, dönemin önde gelen âlimlerinden birisi olan İsmail Ebu’l-Hayrac’ dan aldığı derslerle başlamıştır. Yesevi, Arapça ve Farsça gibi dilleri öğrenmiş, İslam akidesi ve tasavvuf hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmuştur. Ahmet Yesevi, genç yaşta dini hayatı seçerek, bir öğretmen ve mürşit olarak birçok mürit edinmiştir. İslam tasavvufunu Türk halkına yayma amacıyla, halkın anlayabileceği en sade dille yazdığı eserleriyle tanınmıştır.
Bu dönem din adamları, İslamiyet’in yayılması noktasında bu dinin tanıtılması, anlaşılması ve yaşanması açısından önem arz eden mutasavvıflar, dervişler ve düşünürler olarak tezahür etmişlerdir. Bu sınıftan biri olan Ahmed Yesevi de ilmini halkına aktarmada “hikmet söylemeyi” bir yöntem olarak kullanmıştır (Erarslan, 1989).
En önemli eseri olan “Divan-ı Hikmet”, hayata dair hikmetli sözler ve öğütler içermektedir. Bu eser, hem Türk edebiyatı hem de tasavvuf düşüncesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Yesevi, yaşamı boyunca halkın içinde yaşamış, sorunlarına duyarlı davranmış ve ahlaki değerleri öğütlemiştir.
Ahmed Yesevi, halka mal olmuş bir insan olarak; doğumu, eğitimi, hocaları ve daha birçok özelliği ile menkıbe ve rivayetlere konu olmuştur. Ahmed Yesevi, Yesevi tarikatının kurucusu olmasının yanı sıra Taşkent ve Siriderya bölgesinde Seyhun’un ötesinde yer alan bozkırlarda göçebe yaşam tarzına sahip Türklere İslam’ın temellerini, tarikatın sahip olduğu adap ve erkânı, hakikat ve marifet bilgisini hem sevgi hem de aşk yoluyla öğretmeye çalışan önemli bir din adamıdır.O, Kur’an’ı, sünneti, tasavvuf ve tarikatı kısacası öğretmek durumunda olduğu İslam’ı çok iyi bilmekteydi (Erarslan, 1989). Bu yönüyle Ahmet Yesevi “hoca” lakabıyla da anılmaktadır.O esasen hoca yani öğretmendir. Ahmed Yesevi, Kur’an emirlerini ve hadislerini içerik bakımından işlediği bilinen Divan-ı Hikmet adlı dünyaca ünlü eserini manzum şeklinde meydana getirmiştir. Ahmet Yesevi’nin etrafında müritleri bulunmaktaydı. Çevresinde topladığı müritlere dervişlik adabını öğretmek için Divan-ı Hikmet adlı eserini onların anlayabileceği tarzda oluşturmuştur (Doğan, 2012; Erarslan, 1989; Tosun, 2000).
Ahmed Yesevi, eserinde dini, tasavvufi unsurlara yer verirken o dönemde halk arasında yaygın bir üslup olan şiirleri bir sunuş yöntemi kullanmış ve bunları Türkçe yazarak millî unsurlara da yer vermiştir. Ahmed Yesevi’ nin etki alanı sadece yaşadığı coğrafya ile sınırlı kalmamıştır. Divan-ı Hikmet özellikle Doğu ve Kuzey Türkleri olan Özbekler, Kırgızlar ve Volga Türkleri arasında çok yayılmış ve bir kutsal kitap gibi muamele görmüştür. Eser Anadolu’yu da derinden etkilemiştir. Bu etkiyi Hacı Bektaşi Veli ve Yunus Emre’nin eserlerin de görmek mümkündür. Fuat Köprülü, Divan-ı Hikmet’in Türk edebiyatı için iki açıdan önemli olduğuna işaret eder: Bunlardan biri bu eserin “Kutadgu Bilig” ten sonra en eski eser olmasıdır. İkincisi ise eski halk edebiyatının birçok unsurlarını alarak İslam ruhunun o unsurlarla birlikte ifade eden ilk eser olmasıdır. Bu açıdan baktığımızda Divan, tasavvufi Türk edebiyatının en eski ve en değerli örneğidir. Ahmet Yesevi’ nin bu eser de vermek istediği temel mesaj; sevgi, kardeşlik ve barıştır. Ahmet Yesevi eserinde İslam dininin anahtar kelimelerinin çizdiği terminolojinin; tasavvuf, tarikat, hakikat, ma’rifet, hikmet, edep gibi belirleyici kavramları bulunmaktadır. “Benim hikmetlerim ferman-ı Sübhan, Okuyup anlasan, manay-ı Kur’an” (Tosun, 2000, s. 125).
Yesevi’nin eserinde “alp insan” tipinden manevi derinliğe sahip “sufi, veli” tipi bir insan oluşturma çabası göze çarpar. Burada övgü alan insan, yapması gerekenlerle birlikte yapmaması gereken davranışlarla sınırlı olan insandır. Bu nedenle Ahmet Yesevi ’nin öncelikli amacı, kolay anlaşılır bir Türkçe ile mümkün olduğunca geniş bir kitleye ulaşmaktır (Doğan, 2012; Erarslan, 1989; Tosun, 2000).
Anlaşılır olmanın en geçerli yolu ise şiirdir. Şiir burada bir araçtır. Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmetinde istenilen insan tipinin özellikleri şöyle aktarılmıştır: “Gönül vermez dünyaya, el uzatmaz harama, Hakkı seven âşıklar helalinden yemişler, Dünya benim diyenler, cihan malını alanlar, herkes gibi olup o harama batmışlar. Molla müftü olanlar, yalanla fetva verenler, akı kara kılanlar cehenneme girmişler. Kadı imam olanlar haksız dava kılanlar, eşek gibi olarak yük altında kalmışlar. Rüşvet alan hâkimler, haram yiyenler, parmağını dişleyip korkup durup kalmışlar. Tatlı tatlı yiyenler, türlü türlü giyenler, altın tahta oturanlar toprak altında kalmışlar” (Doğan, 2012, s. 45).
Ahmet Yesevi ’nin kızı Gevher Şehnaz, kadınlar arasında Divan-ı Hikmet okuma günü toplantıları düzenlemiştir. Bu okuma günleri daha sonra yaygınlaşarak toplumsal bir boyut kazanmıştır. Bu kitap okuma günlerine giden kadınların eğitilmesinin yanında onların çocuklarının eğitilmesi açısından da önemli bir eğitim metodudur. Divan-ı Hikmet’te çocuk ve çocuk eğitimi ile ilgili herhangi bir kayıt olmasa da Yesevi’nin kendi çocukluk dönemini ele alması beraberinde bir örnek olarak sunulmasına da neden olmuştur. O, annesini ve babasını erken yaşlarda kaybetmiş olmasına rağmen, insanın ilk karakter çizgilerinin oluştuğu çocukluk devresini iyi bir aile çevresinde geçirmiş ve iyi bir öğrenim de görmüştür (Doğan, 2012; Erarslan, 1989)
Hoca Ahmet Yesevi, 1166 yılında Yese’de vefat etmiştir. Onun türbesi, günümüzdeki Türkistan şehrinde yer almakta olup, önemli bir ziyaret noktası olarak hâlâ birçok insan tarafından ziyaret edilmektedir. Ahmet Yesevi’nin düşünceleri ve öğretileri, nazım biçimi ve tasavvuf anlayışı, Türk kültür ve edebiyatını derinden etkilemiş, günümüze kadar ulaşan bir miras bırakmıştır.
Hoca Ahmet Yesevi’nin “Divan-ı Hikmet” adlı eseri, yalnızca bir edebi eser olmanın ötesinde, sosyo-kültürel ve eğitimsel içerik bakımından da önemli bir kaynaktır. Ahmet Yesevi, eserinde, hem tasavvufi düşüncelerini hem de eğitim anlayışını sade bir dille ifade etmiştir. İşte eserdeki eğitim anlayışına dair bazı önemli noktalar:
- Halkın Anlayabileceği Dil: Yesevi, eğitimde halkın anlayabileceği bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Arapça ve Farsça gibi üst düzey diller yerine Türkçeyi tercih etmesi, eserinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Bu yönüyle, eğitim araçlarının halkın diline uygun olması gerektiğini savunmuştur.
- İnsana Değer Verme: Yesevi, eğitimde bireyi ön plana çıkaran bir anlayışa sahiptir. İnsanların kişisel gelişimlerine, ahlaki ve manevi değerlerine önem vermiş, eğitimle ilgili öğütlerinde her bireyin kendini tanıması ve geliştirmesi gerektiğini vurgulamıştır.
- Manevi ve Ahlaki Eğitim: Ahmet Yesevi ‘nin öğretileri, yalnızca bilgi aktarımının ötesine geçer; aynı zamanda manevi ve ahlaki eğitimi de içerir. Eserde yer alan hikmetler, bireyin içsel dünyasını geliştirmesine, ahlaki değerleri benimsemesine ve topluma faydalı birer birey olmasına yöneliktir.
- Pratik ve Hayata Yönelik Öğretiler: Yesevi, eğitimin sadece teorik bilgi ile sınırlı kalmaması gerektiğini, pratik ve hayata yönelik bilgilerin de önem taşıdığını savunur. “Divan-ı Hikmet”te yer alan örnek hikâyeler, gerçek yaşam deneyimlerinin derslerle birleştiği biçimindedir.
- Eğitimde Rehberlik: Ahmet Yesevi, eğitimde mürşitlik yani rehberlik rolünün önemini vurgular. Öğrenmek için bir mürşide, öğretmene ihtiyaç olduğunu belirtir; bu durum, tasavvuf ve halk kültüründeki mürşit-mürit ilişkisini de ön plana çıkarır.
- Bireysel Farklılıklar: Ahmet Yesevi, bireylerin farklılıklarını dikkate alarak eğitim yapmanın önemine inanmıştır. Her bireyin kendine has bir yeteneği olduğunu ve bu yeteneklerin geliştirilmesi gerektiğini öğütler.
Sonuç olarak, Ahmet Yesevi ‘nin “Divan-ı Hikmet”teki eğitim anlayışı, sade bir dil ile halkı bilgilendiren, ahlaki ve manevi değerlere vurgu yapan, pratik bilgileri ön plana çıkaran ve bireyin kendini gerçekleştirmesine yönelik bir perspektif sunmaktadır. Bu eğitim anlayışı, onun çağında ve sonrasında Türk kültürü ve tasavvuf düşüncesi üzerinde derin etkiler bırakmıştır.
KAYNAKLAR:
- Doğan, İ. (2012). Türk eğitim tarihinin ana evreleri (Kurumlar, kişiler, söylemler). Ankara: Nobel Yayıncılık.
- Erarslan, K. (1989). Ahmet Yesevi. TDVİA. c. 2, ss. 159-161
- Tosun, C. (2000). Hoca Ahmed Yesevi, hayatı eserleri ve toplumu eğitme metodu. Dini Araştırmalar, 2(6), ss. 119-131.Arat, R. R. (1991). Kutadgu Bilig I (Metin). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesev%C3%AE#/media/Dosya:Ahmad_Yasawi_miniature.png (Erişim Tarihi: 23/02/2025)
- https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesev%C3%AE#/media/Dosya:Turk22.jpg (Erişim Tarihi: 23/02/2025)

Pîr-i Türkistan (Türkistan Pîri) Hoca Ahmet Yesevi

Kazakistan‘ın Türkistan kentindeki Hoca Ahmed Yesevi Türbesi.
