ÖĞRETMENİN EK DERSİ UCUZ EMEK DEĞİLDİR!

15.09.2026
48
A+
A-
ÖĞRETMENİN EK DERSİ UCUZ EMEK DEĞİLDİR!

2026–2027 eğitim öğretim yılına başladığımız bugünlerde eğitim camiamızın yıllardır çözüm bekleyen ekonomik sorunlarının başında ek ders ücretlerinin yetersizliği gelmektedir. Öğretmenlerimizin artan hayat pahalılığı karşısında yaşadığı ekonomik güçlükler ortadayken, yaptıkları ilave eğitim hizmetinin karşılığının bugünkü seviyelerde kalması artık dönemsel ücret artışlarıyla geçiştirilebilecek bir mesele değildir. Ek ders ücretleri; öğretmenin emeğinin değeri, çalışma hayatındaki ücret adaleti ve öğretmenlik mesleğinin itibarı bakımından yeniden ele alınması gereken yapısal bir sorun hâline gelmiştir.

Bugün ek ders ücretlerini değerlendirirken öğretmenin ay sonunda bordrosuna yansıyan toplam rakama değil, bu rakamın kaç saatlik ilave çalışma karşılığında oluştuğuna ve öğretmenin bir saatlik mesleki emeğine ne kadar değer biçildiğine bakmak gerekir. Çünkü ek ders ücreti öğretmene maaşının yanında verilen karşılıksız bir ödeme, sosyal yardım veya ikramiye değildir. Ek ders; öğretmenin maaş karşılığı görev yükünün üzerinde gerçekleştirdiği derslerin ve mevzuatla kendisine verilen ilave eğitim görevlerinin karşılığıdır.

2006’NIN GÖSTERGESİYLE 2026’NIN ÖĞRETMEN EMEĞİ HESAPLANAMAZ

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesi uyarınca ek ders ücretinin hesabında gündüz öğretimi için 140, gece ve maddede belirtilen diğer zamanlarda gerçekleştirilen öğretim faaliyetleri için 150 gösterge rakamı esas alınmaktadır. Bugün hâlâ kullanılan bu gösterge rakamlarının 2006 yılında belirlenmiş olması, sorunun ne kadar uzun süredir ertelendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Aradan yaklaşık yirmi yıl geçmiştir. Bu süre içerisinde ekonomik şartlar, ücretler, kira bedelleri, ulaşım giderleri ve temel yaşam maliyetleri defalarca değişmiş; öğretmenin mesleki sorumlulukları ve iş yükü ise azalmamış, aksine artmıştır. Buna rağmen öğretmenin ek ders ücretinin temelini oluşturan 140 ve 150 gösterge rakamları aynı kalmıştır. Memur aylık katsayısındaki dönemsel artışlar ek ders ücretini nominal olarak yükseltse de öğretmenin ilave emeğine mevzuatta biçilen temel değer yirmi yıldır yeniden belirlenmemiştir.

2026 yılının Temmuz-Aralık döneminde uygulanan aylık katsayı üzerinden normal gündüz ek dersinin bir saatlik brüt karşılığı yaklaşık 220,57 TL seviyesindedir. Üstelik bu tutar brüttür; gelir vergisi ve diğer yasal kesintiler sonrasında öğretmenin eline geçen net tutar daha da düşmektedir.

Burada eğitim camiamız adına soruyoruz: Yıllarını eğitim almaya, mesleki gelişimine ve öğrencilerine adamış bir öğretmenin bilgi birikiminin, tecrübesinin ve bir sınıfın sorumluluğunu üstlenerek gerçekleştirdiği bir saatlik ilave eğitim hizmetinin karşılığı gerçekten bu mudur?

AYLIK TOPLAM RAKAMLAR ÖĞRETMENİN EMEĞİNİN GERÇEK KARŞILIĞINI GÖSTERMEZ

Ek ders ücretleri tartışılırken zaman zaman öğretmenlerin bir ay içerisinde aldıkları toplam ek ders ödemeleri öne çıkarılmaktadır. 2026–2027 eğitim öğretim yılına ilişkin örnek hesaplamalarda haftada 30 saat derse giren bir branş öğretmeninin aylık ek ders ödemesinin yaklaşık 20 bin TL seviyesine ulaşabileceği, sınıf ve okul öncesi öğretmenlerinde de farklı tutarlarda aylık ek ders ödemeleri oluşabileceği görülmektedir.

Ancak aylık toplam rakamın tek başına ifade edilmesi öğretmenin ortaya koyduğu emeği görünmez hâle getirmektedir. Asıl değerlendirilmesi gereken, öğretmenin söz konusu ödemeyi alabilmek için kaç saat ders verdiği, kaç saat ilave görev yaptığı ve bunun karşılığında saat başına eline ne kadar ücret geçtiğidir.

Bir ders saati de yalnızca öğretmenin sınıfta bulunduğu süreden ibaret değildir. Öğretmen derse hazırlanmakta, materyal geliştirmekte, öğrencilerinin gelişimini takip etmekte, ölçme ve değerlendirme yapmakta, öğrenci çalışmalarını incelemekte ve eğitim sürecinin gerektirdiği pek çok sorumluluğu ders saatinin dışında da yerine getirmektedir. Dolayısıyla ek ders ücretini yalnızca sınıfta geçirilen süre üzerinden değerlendirmek, öğretmenlik mesleğinin gerçek iş yükünü ve taşıdığı sorumluluğu görmezden gelmek anlamına gelir.

Bu nedenle eğitim camiamızın ek ders konusundaki beklentisi bir ayrıcalık talebi değildir. Ek ders, ek emektir ve öğretmen yaptığı ek emeğin hakkaniyetli karşılığını istemektedir.

EK DERS SİSTEMİ DEĞİŞİRKEN BİR SAATLİK EMEĞİN DEĞERİ DE DEĞİŞMELİDİR

2026 yılında Millî Eğitim Bakanlığı yönetici ve öğretmenlerinin ders ve ek ders saatlerine ilişkin düzenlemelerde değişiklikler yapılmış, çeşitli görevler ve ek ders saatleri yeniden ele alınmıştır. Ancak ek ders sisteminin kapsamı ve saatleri üzerinde düzenleme yapılırken öğretmenin bir saatlik ek dersinin ekonomik değerinin aynı kapsamda ele alınnamış olması önemli bir eksikliktir.

Kaç saat ek ders verileceğini, hangi görevin ek ders kapsamında değerlendirileceğini ve hangi personele kaç saat ödeme yapılacağını yeniden düzenlemek mümkündür. Öyleyse öğretmenin bir saatlik ilave emeğinin karşılığını belirleyen ve yaklaşık yirmi yıldır aynı kalan gösterge rakamlarını da değiştirmek mümkündür.

Mil Maarif-Sen olarak meseleyi yalnızca dönemsel bir ücret artışı talebi olarak görmüyoruz. Ek ders ücretlendirme sisteminin öğretmenin emeğini esas alan, ekonomik şartlar karşısında değerini koruyan ve belirli aralıklarla güncellenen kalıcı bir yapıya kavuşturulmasını istiyoruz.

AYNI EMEĞİN KARŞILIĞI YIL İÇİNDE AZALMAMALIDIR

Ek ders ücretlerinin yetersizliğini daha da ağırlaştıran hususlardan biri gelir vergisinin net ödeme üzerindeki etkisidir. Öğretmen yıl içerisinde daha yüksek gelir vergisi dilimine girdikçe aynı miktardaki ek ders görevinin net karşılığı azalabilmektedir. Öğretmenin yaptığı görev, sınıfta üstlendiği sorumluluk ve verdiği ders değişmediği hâlde emeğinin karşılığında eline geçen tutarın azalması hakkaniyet duygusuyla bağdaşmamaktadır.

Bu nedenle ek ders ücretlerinin artırılması tek başına yeterli değildir. Ek ders ve benzeri ilave görev ödemelerinin vergi karşısındaki durumu da yeniden ele alınmalı; öğretmenin aynı çalışma karşılığında yılın ilerleyen aylarında daha düşük net ücret almasına neden olan vergi etkisi giderilmelidir.

EK DERS SİSTEMİNDEKİ ÜCRET ADALETSİZLİKLERİ GİDERİLMELİDİR

Mevcut ek ders sistemi; fiilen okutulan ders, hazırlık ve planlama, nöbet, kurs, yönetim görevi, artırımlı ödeme ve diğer ilave görevler bakımından farklı esaslar içermektedir. Yapılan görevin niteliği, süresi, sorumluluğu veya çalışma şartlarından kaynaklanan ücret farklılıklarının bulunması doğaldır. Ancak aynı veya benzer nitelikteki görevlerin farklı biçimde ücretlendirilmesi ya da öğretmenler arasında objektif ve hakkaniyetli bir gerekçeye dayanmayan farklılıkların oluşması kabul edilemez.

Mil Maarif-Sen olarak ek ders sisteminin yalnızca birim ücret yönünden değil, bütün unsurlarıyla yeniden ele alınmasını istiyoruz. Yapılan görevin niteliği ve üstlenilen sorumluluk ücretlendirmede dikkate alınmalı; eşit değerdeki emeğe adil ücret ilkesi esas alınmalı ve eğitim çalışanları arasında hakkaniyeti zedeleyen uygulamalar giderilmelidir.

AYLIK KARŞILIĞI DERS YÜKÜ TÜM ÖĞRETMENLER İÇİN 15 SAATE EŞİTLENMELİDİR

Ek ders sistemindeki temel sorunlardan biri de öğretmenlerin maaşları karşılığında okutmakla yükümlü oldukları haftalık ders saatlerinin farklı belirlenmiş olmasıdır. Görevin niteliğinden kaynaklanan ek ders ücretlendirme farklılıkları ayrı bir konu olmakla birlikte, aylık karşılığı ders yükü bakımından öğretmenler arasında ortak bir ölçünün esas alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Mil Maarif-Sen olarak öğretmenin branşına veya görev yaptığı eğitim kurumunun türüne göre değişen aylık karşılığı ders yükünün yeniden düzenlenmesini ve tüm öğretmenler için haftada 15 saat olarak eşitlenmesini talep ediyoruz. Aynı öğretmenlik mesleğini icra eden eğitim çalışanlarının maaşları karşılığında yerine getirmek zorunda oldukları temel ders yükünde ortak ve hakkaniyetli bir ölçü esas alınmalıdır.

Bu kapsamda tüm öğretmenlerin aylık karşılığı ders yükü haftada 15 saat olarak belirlenmeli; 15 saatin üzerinde fiilen okutulan dersler ise ek ders mevzuatındaki diğer şartlar çerçevesinde ek ders olarak ücretlendirilmelidir. Böylece hem öğretmenler arasındaki aylık karşılığı ders yükü farklılığı giderilmeli hem de ilave ders görevinin karşılığı daha adil biçimde ödenmelidir.

ÖĞRETMENİN YILLARCA VERDİĞİ EK EMEK EMEKLİLİKTE YOK SAYILMAMALIDIR

Öğretmenlerimiz meslek hayatları boyunca binlerce saat ek ders vermekte, nöbet tutmakta, kurslarda ve çeşitli eğitim faaliyetlerinde görev almakta, eğitim hizmetinin devamı için normal görev yüklerinin üzerinde çalışmaktadır. Buna rağmen çalışma hayatındaki ücret gelirleri ile emeklilik dönemindeki gelirleri arasındaki fark, öğretmenlerimizin emeklilik kararlarını dahi etkileyen ciddi bir ekonomik probleme dönüşmektedir.

Öğretmenin yıllarca ortaya koyduğu ilave emeğin çalışma hayatı sona erdiğinde ekonomik karşılığının tamamen ortadan kalkması yerine, ek ders ve düzenli eğitim ödemelerinin emeklilik haklarına etkisini sağlayacak yeni bir model oluşturulmalıdır. Ek ders meselesi yalnızca bugün alınan ücret üzerinden değil, öğretmenin bütün çalışma hayatı ve sosyal güvenlik hakkı üzerinden değerlendirilmelidir.

MİL MAARİF-SEN OLARAK TALEBİMİZ AÇIKTIR

Mil Maarif-Sen olarak eğitim çalışanlarının ek ders ücretlerinde göstermelik veya geçici bir iyileştirme değil, öğretmenin emeğinin gerçek değerini esas alan köklü bir düzenleme talep ediyoruz.

Öncelikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesinde yaklaşık yirmi yıldır aynı kalan 140 ve 150 gösterge rakamları derhâl yükseltilmeli; gündüz öğretimi için gösterge en az 280’e, diğer kapsamdaki öğretim faaliyetleri için en az 300’e çıkarılarak ek ders birim ücretleri en az iki katına yükseltilmelidir. Bu artış bir defalık düzenleme olarak bırakılmamalı; gösterge rakamlarının ekonomik ve sosyal şartlara göre belirli dönemlerde zorunlu olarak yeniden değerlendirilmesini sağlayacak kalıcı bir mekanizma kurulmalıdır.

Ek ders ödemelerinin yıl içerisinde vergi dilimleri nedeniyle erimesinin önüne geçilmeli, aynı görev karşılığında öğretmenin eline geçen net ücretin giderek azalmasına neden olan vergi etkisi giderilmelidir. Yapılan işin niteliğiyle açıklanamayan ücret farklılıkları ortadan kaldırılmalı ve eşit değerdeki emeğe adil ücret ilkesi esas alınmalıdır.

Tüm öğretmenlerin aylık karşılığı ders yükü haftada 15 saatte eşitlenmeli, 15 saatin üzerinde fiilen okutulan derslerin ek ders olarak ücretlendirilmesi esas olmalıdır. Hazırlık ve planlama görevleri de öğretmenin gerçek çalışma yükünü karşılayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.

Mesai saatleri dışında, hafta sonlarında, tatillerde ve özel sorumluluk gerektiren eğitim faaliyetlerinde yapılan görevlerin artırımlı ücretlendirilmesi güçlendirilmelidir. Öğretmenin dinlenme zamanından ve ailesine ayıracağı süreden feragat ederek yerine getirdiği görevlerin ekonomik karşılığı buna uygun belirlenmelidir.

Ek ders ve diğer düzenli eğitim ödemelerinin emeklilik haklarına yansıtılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı; öğretmenin çalışma hayatı boyunca gerçekleştirdiği ilave emeğin emeklilik döneminde karşılıksız kalmasının önüne geçilmelidir.

Bütün bunların yanında mevcut ek ders mevzuatı sürekli yeni hükümler eklenen, parçalı ve karmaşık bir yapı olmaktan çıkarılmalıdır. Ders ve ek ders sistemi; sade, anlaşılır, hakkaniyetli ve yapılan görevin gerçek karşılığını esas alan bütüncül bir düzenlemeyle yeniden oluşturulmalıdır.

ÖĞRETMENİN EMEĞİNİ UCUZLATARAK EĞİTİMİ DEĞERLİ HÂLE GETİREMEZSİNİZ

Öğretmenlerimizden nitelikli eğitim vermelerini, öğrencilerini yakından takip etmelerini, yeni öğretim programlarına uyum sağlamalarını, teknolojiyi etkin kullanmalarını, sürekli kendilerini geliştirmelerini ve çocuklarımızı Türkiye’nin geleceğine hazırlamalarını bekliyoruz. Öğretmenlik mesleğine her geçen gün yeni sorumluluklar yüklerken, bu sorumluluğu taşıyan öğretmenin emeğinin ekonomik karşılığını ikinci plana itemeyiz.

Bir taraftan öğretmenlik mesleğinin itibarını yükseltmekten söz ederken diğer taraftan öğretmenin bir saatlik ilave eğitim emeğini 220,57 TL brüt ücretle karşılamak ciddi bir çelişkidir. Mil Maarif-Sen olarak öğretmenlerimiz için ayrıcalık istemiyoruz; bilgilerinin, zamanlarının, sorumluluklarının ve emeklerinin karşılığını istiyoruz.

Ek ders ücretini artırmak öğretmene bir lütufta bulunmak değildir. Öğretmenin yaptığı ilave görevin hakkını teslim etmektir. Öğretmenlerimizin ekonomik şartlar ağırlaştığında daha fazla ek ders aramak zorunda kaldığı değil, yaptıkları ek dersin karşılığını hakkıyla alabildiği bir ücret düzenine ihtiyaç vardır.

Millî Eğitim Bakanlığına, Hazine ve Maliye Bakanlığına ve ilgili makamlara çağrımız açıktır: Öğretmenin ek dersini yalnızca bütçede bir maliyet kalemi, öğretmenin fedakârlığını ise sınırsız bir kaynak olarak görmekten vazgeçilmelidir. Öğretmenlik mesleğinin itibarını güçlendirmenin yolu, bu mesleği icra edenlerin emeğine hak ettiği değeri vermekten geçmektedir.

2006 yılında belirlenmiş gösterge rakamlarıyla 2026 yılının öğretmen emeği ücretlendirilemez. Ek ders öğretmene verilmiş bir lütuf değil, yapılan ilave görevin karşılığıdır. Ek ders, ek emektir; ek emeğin hakkı da eksiksiz ödenmelidir.

Mustafa DAĞAŞAN

Mil Maarif-Sen Genel Başkanı

maarifim banner
Maarif-Sen
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.