Norm Hesabıyla ve Resen Atamalarla Okulların Düzeni, Öğretmenlerin Hayatı Altüst Edilemez!

14.09.2026
50
A+
A-

Mil Maarif-Sen; MEB’in norm kadro fazlası öğretmenlere yönelik yürüttüğü resen atamaların ve hatalı norm hesaplamalarının çalışma barışını zedelediğini belirterek sürecin yeniden değerlendirilmesini ve sistemin kalıcı olarak yapılandırılmasını talep etti.

Norm Hesabıyla ve Resen Atamalarla Okulların Düzeni, Öğretmenlerin Hayatı Altüst Edilemez!

Mağduriyet Oluşturan Resen Atamalar Yeniden Değerlendirilmeli, Norm Kadro Sistemi Eğitimin Gerçek İhtiyacına Göre Yeniden Yapılandırılmalıdır

Millî Eğitim Bakanlığının Ağustos 2026 döneminde yürüttüğü ihtiyaç ve norm kadro fazlası öğretmenlerin yer değiştirme süreci, yalnızca resen atamalar bakımından değil; normların belirlenme yöntemi, seçmeli derslerin norm hesabına etkisi, sınıf ve şube planlaması, ilçe grupları, mazeretlerin korunması ve öğretmenlerin görev yeri istikrarı bakımından da önemli sorunları ortaya çıkarmıştır. Mil Maarif-Sen olarak, norm kadro fazlalığının sonuçlarını öğretmene yükleyen değil, bu sorunun kaynağını ortadan kaldıran kalıcı bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

SORUN SADECE RESEN ATAMA DEĞİLDİR

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Ağustos 2026 tarihli İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirme Duyurusu kapsamında ihtiyaç veya norm kadro fazlası öğretmenler 25–31 Ağustos 2026 tarihleri arasında belirlenmiş, tercih başvuruları 4–7 Eylül tarihleri arasında alınmış, atamalar 8 Eylül’de gerçekleştirilmiş ve 9 Eylül itibarıyla ilişik kesme işlemleri başlatılmıştır.

Bu süreç, norm kadro fazlalığı meselesinin yalnızca öğretmenin başka bir eğitim kurumuna atanması üzerinden ele alınamayacağını bir kez daha göstermiştir. Asıl üzerinde durulması gereken husus, öğretmenin hangi gerekçeyle norm fazlası hâline geldiği ve bu tespitin eğitim öğretim yılının gerçek ihtiyaçlarını ne ölçüde yansıttığıdır.

Bir öğretmenin görev yaptığı okulda gerçekten öğretmen fazlalığı mı vardır; yoksa öğrenci sayısındaki değişiklikler, şube sayısının azaltılması, seçmeli ders tercihleri, ders yükündeki dalgalanmalar veya norm kadro hesabının yapısından kaynaklanan geçici bir durum mu söz konusudur? Bu soruya açık ve somut bir cevap verilmeden, öğretmenin görev yerini ve bütün hayat düzenini değiştirecek işlemler yapılmamalıdır.

ÖNCE GERÇEK İHTİYAÇ BELİRLENMELİDİR

Norm kadro fazlasının belirlenmesinde kullanılan verilerin güncel, kesinleşmiş ve eğitim hizmetinin gerçek ihtiyacını yansıtması gerekir. Öğrenci kayıtları, nakiller, şube oluşumları ve seçmeli ders tercihleri henüz değişkenken yapılan norm tespitleri; kısa süre sonra yeniden ihtiyaç ortaya çıkmasına veya aynı öğretmenin yeniden norma dâhil olmasına yol açabiliyorsa, burada yalnızca bireysel bir atama sorunu değil, planlama sorunu vardır.

Norm kadro, öğretmeni sistem dışına iten mekanik bir hesap olmamalı; öğrencinin, okulun ve eğitimin gerçek ihtiyacını ortaya koyan bir planlama aracı olmalıdır.

NORM FAZLASI OLMAK İLE RESEN ATANMAK AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Bir öğretmenin norm kadro fazlası olarak belirlenmesi ile tercihleri dışında başka bir kuruma resen atanması aynı işlem değildir. Norm fazlası tespiti mevzuata uygun biçimde yapılmış olsa dahi, öğretmenin aile birliği, sağlık durumu, bakım yükümlülükleri, ikametgâhı ve fiilî ulaşım şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Norm fazlası olmak, öğretmenin mevcut mazeretlerini ve sosyal gerçekliğini ortadan kaldıran bir statü değildir.

TERCİH HAKKI ŞEKLEN DEĞİL, FİİLEN KORUNMALIDIR

MEB Duyurusunda başvuru yapmayan veya tercihlerini kaydetmeyen öğretmenlerin de resen yer değiştirme işlemine tabi tutulacağı düzenlenmiştir. Kadrolu öğretmenler bakımından önce ilçe içi tercihler değerlendirilmekte, ardından ilçe içinde resen atama yapılmakta; daha sonra ilçe grubu tercihlerine ve ilçe grubu içindeki resen atamaya geçilmektedir.

Bu sıralama, öğretmenin ilçe grubunda tercih ettiği kurumlar değerlendirilmeden önce tercih etmediği başka bir kuruma resen atanabilmesine yol açabilmektedir.

Mil Maarif-Sen olarak öğretmenin tercih hakkının yalnızca başvuru ekranında tanımlanmasını yeterli görmüyoruz. İlçe ve ilçe grubu içindeki gönüllü tercihler tamamen değerlendirilmeden, mazeretler incelenmeden ve makul ulaşım imkânları gözetilmeden resen atama yoluna başvurulmamalıdır.

RESEN ATAMA SON ÇARE OLMALIDIR

Resen atama, personel planlamasının kolaylaştırıcı ilk aracı değil; bütün gönüllü ve hakkaniyetli seçeneklerin tüketilmesinden sonra başvurulabilecek son yöntem olmalıdır.

Öğretmenin mevcut kurumunda veya yakın çevrede değerlendirilme imkânı, gönüllü tercihleri ve mazeretleri dikkate alınmadan yapılan resen atamalar, sorunu çözmek yerine yeni mağduriyetler üretmektedir.

İLÇE GRUPLARI GERÇEK ULAŞIM ŞARTLARINA GÖRE DÜZENLENMELİDİR

Aynı ilçe grubunda yer alan eğitim kurumlarının günlük ulaşım bakımından birbirine yakın olduğu varsayımı her durumda gerçeği yansıtmamaktadır.

Karayolu mesafesi, doğrudan toplu taşıma imkânı, aktarma sayısı ve günlük gidiş-geliş süresi dikkate alınmadan yapılan gruplandırmalar ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.

Bu nedenle ilçe grupları yalnızca idari sınırlara göre değil, gerçek ulaşım şartlarına göre oluşturulmalıdır.

AİLE BİRLİĞİ VE MAZERETLER KORUNMALIDIR

Öğretmenin aile birliği, sağlık durumu, engellilik hâli, bakım yükümlülükleri ve çocuklarının eğitim şartları resen atama sürecinde dikkate alınmalıdır.

Norm fazlası olmak, öğretmenin aile ve mazeret haklarını ortadan kaldırmaz. Personel planlamasında kamu yararı kadar bireyin yaşam düzeni ve haklı mazeretleri de gözetilmelidir.

SEÇMELİ DERSLERİN NORM ÜZERİNDEKİ BELİRLEYİCİ ETKİSİ KALDIRILMALIDIR

Norm kadro sisteminin yapısal sorunlarından biri de seçmeli derslerin öğretmenlerin norm durumuna etkisidir.

Seçmeli dersler öğrencilerin ilgi ve tercihlerine göre şekillendiği için bu derslerden kaynaklanan ders yükleri yıldan yıla değişebilmektedir. Öğrenci tercihlerindeki bu doğal değişkenliğin öğretmenin kadro ve görev yeri istikrarını doğrudan belirleyen bir unsur hâline gelmesi doğru değildir.

Bu nedenle seçmeli derslerden kaynaklanan dönemsel ders yükü değişikliklerinin öğretmenin norm kadro fazlası olarak belirlenmesinde tek başına veya belirleyici unsur olmasının önüne geçilmelidir. Seçmeli derslerin öğrencinin tercih hakkını koruyan niteliği devam etmeli; ancak bu tercihlerdeki yıllık değişiklik öğretmenin görev yerini sürekli belirsiz hâle getiren bir mekanizmaya dönüşmemelidir.

KALABALIK SINIFLAR VARKEN ÖĞRETMEN FAZLASINDAN SÖZ EDİLEMEZ

Norm kadro sistemi yalnızca ders saati toplamına dayanan mekanik bir hesap olarak görülmemelidir. Öğrenci sayısı, şube sayısı, sınıf mevcutları, okulun fiziki kapasitesi, ders yükü ve eğitimin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Kalabalık sınıflarda eğitim devam ederken aynı kurumda öğretmenlerin norm fazlası hâline gelmesi, norm hesabının eğitim hizmetinin gerçek ihtiyacını yeterince yansıtmadığını göstermektedir.

Bu nedenle fiziki imkânların elverdiği okullarda sınıf mevcutları azaltılmalı, eğitim ihtiyacının gerektirdiği yerlerde şube sayıları artırılmalıdır.

OKUL YÖNETİCİLERİNİN DERS YÜKÜ YENİDEN DÜZENLENMELİDİR

Okul yöneticilerinin ders okutma yükümlülüğü de norm kadro sistemi bakımından yeniden ele alınmalıdır. Özellikle ortaokul ve liselerde yöneticilere verilen derslerin ilgili branşın öğretmen ihtiyacını azaltan bir unsur olarak değerlendirilmesi, öğretmenlerin norm fazlası hâline gelmesine neden olabilmektedir.

Okul yöneticilerinin asli görevleri esas alınmalı; zorunlu ders yükleri kaldırılmalı veya norm kadro hesabında öğretmen ihtiyacını azaltmayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.

AYLIK KARŞILIĞI DERS YÜKÜ 15 SAAT OLARAK ESAS ALINMALIDIR

Öğretmenlerin aylık karşılığı ders yükü ile norm kadro hesabı arasındaki ilişki bütüncül biçimde gözden geçirilmelidir.

Mil Maarif-Sen olarak aylık karşılığı ders yükünün tüm öğretmenler bakımından 15 saat olarak belirlenmesini savunuyoruz. Eğitim sisteminin personel ihtiyacı, daha az öğretmenle daha fazla ders okutma anlayışı üzerinden değil; yeterli öğretmen istihdamı ve nitelikli eğitim hedefi üzerinden planlanmalıdır.

BÖLGE NORMU UYGULAMASI BELİRSİZLİK ÜRETMEMELİDİR

Bölge normu uygulaması öğretmenin görev yeri bakımından sürekli belirsizlik üreten bir yapıya dönüşmemelidir.

Uygulamanın devam etmesi hâlinde öğretmenin statüsü, görev alanı ve kalıcı yerleşme esasları açıkça belirlenmeli; il veya ilçe millî eğitim müdürlüğü emrindeki öğretmenlerin sürekli farklı kurumlarda görevlendirilmesi yerine, ihtiyaç oluştuğunda kalıcı olarak yerleştirilebilecek bir sistem kurulmalıdır.

NORM GÜNCELLEMELERİ DİNAMİK VE ÖNGÖRÜLEBİLİR OLMALIDIR

Norm kadro güncellemeleri eğitim sistemindeki gerçek değişiklikleri zamanında yansıtacak dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Öğrenci kayıtları, nakiller, şube oluşumları, sınıf mevcutları ve ders yükleri yıl içerisinde değişebilmektedir. Bu değişikliklerin güncel olarak takip edilmesi gereklidir. Ancak dinamik norm güncellemesi, öğretmenin sürekli norm fazlası olma endişesi yaşadığı bir sisteme dönüşmemelidir.

Amaç öğretmeni sürekli hareket ettirmek değil, gerçek öğretmen ihtiyacını doğru ve zamanında tespit etmektir.

NORM FAZLASI TESPİTİNİN GEREKÇESİ AÇIKÇA BİLDİRİLMELİDİR

Öğretmene yalnızca norm kadro fazlası olduğu bildirilmemeli; bu sonucun hangi öğrenci sayısı, şube sayısı, ders yükü ve norm değişikliğine dayandığı açıkça gösterilmelidir.

Etkili bir itiraz hakkının varlığı için öğretmenin hangi veriye, hangi hesaba ve hangi işleme itiraz ettiğini bilmesi gerekir.

Şeffaflık yalnızca sonucu bildirmek değil, sonuca hangi verilerle ulaşıldığını da göstermektir.

NORM VE ATAMA TAKVİMİ EĞİTİM ÖĞRETİM TAKVİMİYLE UYUMLU OLMALIDIR

Norm fazlası tespitlerinin eğitim öğretim yılı başında yapılması ve hemen ardından atama ve ilişik kesme işlemlerinin gerçekleştirilmesi yalnızca öğretmeni değil; okul yönetimlerini, ders programlarını ve öğrencileri de doğrudan etkilemektedir.

Öğretmenin görev yeri ile okulun personel yapısının eğitim öğretim yılı başladıktan sonra değişmesi, eğitimde süreklilik ve planlama açısından sorun oluşturmaktadır.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA ÇAĞRIMIZDIR

Mil Maarif-Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığından öncelikle Ağustos 2026 döneminde gerçekleştirilen resen atamalar nedeniyle ciddi mağduriyet yaşayan öğretmenler için etkili bir yeniden değerlendirme mekanizması oluşturmasını talep ediyoruz.

Aile birliği, sağlık, engellilik, bakım yükümlülüğü, ikametgâha uzaklık ve fiilî ulaşım şartları bakımından ağır sonuçlarla karşılaşan öğretmenlerin başvuruları alınmalı ve her dosya kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Norm hesabında hata bulunduğu, norm durumunun kısa süre içerisinde yeniden değiştiği veya atamanın öğretmen bakımından ölçüsüz sonuç doğurduğu durumlarda mağduriyet oluşturan resen atamalar yeniden değerlendirilerek gerekli iptal ve düzeltme işlemleri yapılmalıdır.

Ancak yalnızca mevcut mağduriyetleri gidermek yeterli değildir. Her yıl aynı sorunları yeniden üreten norm kadro sisteminin kalıcı biçimde değiştirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda sınıf mevcutları azaltılmalı, ihtiyaç bulunan yerlerde şube sayıları artırılmalı, seçmeli derslerin norm üzerindeki belirleyici etkisi ortadan kaldırılmalı, yöneticilerin ders yükü yeniden düzenlenmeli, aylık karşılığı ders yükü 15 saat olarak esas alınmalı, bölge normu uygulaması yeniden yapılandırılmalı, ilçe grupları gerçek ulaşım şartlarına göre belirlenmeli ve norm güncellemeleri şeffaf, dinamik ve denetlenebilir hâle getirilmelidir.

PLANLAMA SORUNUNUN BEDELİ ÖĞRETMENE ÖDETİLEMEZ

Norm kadro fazlalığı öğretmenin oluşturduğu bir sorun değildir. Öğrenci sayısını öğretmen belirlemez, şube sayısını öğretmen belirlemez, norm kadro hesabını öğretmen yapmaz, ilçe gruplarını öğretmen oluşturmaz ve öğrencilerin seçmeli ders tercihlerini de öğretmen belirlemez.

Bu nedenle planlama ve sistemden kaynaklanan sorunların bütün yükünün öğretmenin omuzlarına bırakılması kabul edilemez.

Mil Maarif-Sen olarak temel yaklaşımımız açıktır: Önce gerçek eğitim ihtiyacı belirlenmeli, norm kadro buna göre oluşturulmalı, öğretmenin tercihi ve mazereti korunmalı, ulaşılabilirlik gözetilmeli ve resen atama son çare hâline getirilmelidir.

Öğretmeni norm fazlası hâline getirerek değil, eğitimin gerçek ihtiyacını karşılayarak çözüm üretilmelidir.

Mil Maarif-Sen olarak öğretmenlerimizin haklarının, aile bütünlüğünün ve çalışma huzurunun korunması; öğrencilerimizin eğitim sürekliliğinin sağlanması ve norm kadro sisteminin adil, şeffaf ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Mustafa DAĞAŞAN
Mil Maarif-Sen Genel Başkanı

maarifim banner
Maarif-Sen
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.