Kanayan Yara: Birilerinin Çiftliğine Dönen Proje Okulları

GENEL SEKRETER // 1984 yılında Amasya'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Amasya'da tamamladı. 2008 yılında Ankara İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 2006-2010 yılları arasında Bolu ilinde imam-hatip olarak görev yaptı. 2010 yılında Ankara iline öğretmen olarak atandıktan sonra Polatlı, Sincan ve Pursaklar ilçelerinde öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. Hâlen Ankara’da İmam Hatip Lisesi Müdürü olarak görev yapan Akif KETEN, evli ve iki çocuk babası olup, orta derecede İngilizce ve Arapça bilmektedir.
12.05.2024
251
A+
A-

Yakın tarihte proje okullarına yönetici ve öğretmen atama süreci işletilmiştir. Geçen sene son dakikada iptal edilen atamalar neticesinde yönetmelik değişikliği için beklenti oluşmuş 2023 yılı içinde atamaların neden yapılmadığına dair kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Değişmesi beklenen yönetmelik bu sene tekrar uygulanarak MEBBİS üzerinden proje okullarına başvurular alınmış fakat atamalarda hangi kriterlerin uygulanacağı belirtilmemiştir.

Proje okullarına görevlendirme ve atamalar 25.8.2011 tarihli ve 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesine, 1.3.2014 tarihli ve 6528 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle eklenen 9. ve 10 madde kapsamında yapılmaktadır. Bu maddelerin iptaline ilişkin Danıştay tarafından anayasa mahkemesine iptal davası açılmış olsa da başvuru reddedilmiştir. Başvuru dilekçesinde Danıştay Dava Daireleri Kurulu şu tespiti yapmaktadır;

“652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “atama” başlıklı 37. maddesine 6528 sayılı Yasa’nın 22. maddesi ile eklenen 9. fıkrası metnine bakıldığında, Milli Eğitim Bakanına verilen yetkinin önce sınırlarının çizilmeye teşebbüs edildiği, bu amaçla “yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ve ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlar, bakan onayı ile proje okulu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ve programları uygulanan okul ve kurumların” sayıldığı, ancak fıkranın izleyen bölümünde Bakana, doğrudan Bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumlan belirleme ve bu kurumlara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri konusunda sınırları belirli olmayan, herhangi bir ölçüte dayanmayan çok geniş bir yetki verildiği görülmektedir.”

Yasanın 10. fıkra hükmünde ise, 9. fıkrada sayılan kurumlara yapılacak olan atamalarda ve görevlendirmelerde, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuatın sınavlar ve atanmaya ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek Milli Eğitim Bakanına tanınan yetkinin genel ve sınırları belirsiz bir yetki olduğu açıkça vurgulanmaktadır. Bu şekilde, Yasama organı tarafından, temel ilkeleri koyulmadan, çerçevesi çizilmeden, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı düzenleme yetkisinin yürütme organın bir parçası olan Milli Eğitim Bakanına bırakılması, “memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi” gerektiğini öngören Anayasanın 128. maddesine açıkça aykırı olduğu gibi, yasama yetkisinin devredilemeyeceğine ilişkin Anayasanın 7. maddesine ve sonuçta Anayasanın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine de aykırı bulunmaktadır.

Anayasa mahkemesi her ne kadar Danıştay’ın başvursunu reddetmiş olsa da şu tespiti önemlidir: “Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin önkoşullarından biri belirlilik ilkesidir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir olmasıdır. (AYM, E.2016/164, K.2017/75, 15/03/2017)”

İdare tarafından tesis edilen ve karşılığında muhataplarında hak doğuran her işlem hukuki işlemdir ve hukuk devletinde belirlilik ilkesi hem kanunen hem de ahlaken gerekliliktir. Mevcut sistemin hakkaniyetli bir şekilde işlemesinin önündeki engeller başta bireysel çıkar ve amaçlar olmak üzere sürece müdahalede bulunmayı şeref zanneden sarı sendikalardır. Zira ülke genelinde 2700 tane okulun iç dinamiklerini bilip oraya en uygun olanı seçip atama kabiliyetine sahip birisi varsa buyursun yakın tarihteki atamalarla ilgili çalışmasını kamuoyu ile paylaşsın.

KHK ile bakana verilen atama yetkisinin uygulanma biçimi, bize bakanlık merkez teşkilatını kuşatan paralel bir yapılanmanın olduğunu göstermektedir. Bürokratları avuçlarının içine alan ismi lazım değil bazı sendikalar atama ve görevlendirme listeleri oluşturup emir erlerine ileterek sahada güç gösterisi yapmaya çalışıyorlar. Gücünü üyelerinden ve haktan alan sendikalar olarak bu komik hallerine gülmekle beraber hakkı yenilen ve adaletsizliğe uğradığını hisseden her öğretmenimizin de kızgınlıklarını hissediyor ve birlikte yaşıyoruz.

Bakanlık tarafından yapılan proje okullarına yönetici ve öğretmen atama süreci iyi yönetilememiştir. Proje okulları belli bir kesimin çiftliği haline dönüşmüştür. Dönüşme sebebi de bakan takdirine bırakılan bu atama ve görevlendirmelerde paralel yapılanmaya müsaade etmeleridir. Bakanlık bu tavrıyla adeta ‘FETÖ öldü yaşasın FETÖcülük’ demektedir.

Sahada; “Seni proje okuluna atarız ama bakanlık sendikaya dikkat ediyor sendikanı değiştirmen gerekir.” ifadelerine şahit olmak hem sendika ahlakına hem devlet ahlakına zıt olduğu için başkası adına utanmanın huzursuzluğunu yaşamaktayız. Bu durum ne devlet adamlığına ne de hak arayan sendikacılığa uygundur. Öyleyse bir sorun var ortada ya devlet devlet değil ya da devlet adamı zannettiklerimiz birilerinin adamı ama devletin değil. Bir başka ihtimal var o da adam değil.

Yeri geldiğinde bakanlık çalışanlarına “Biz kocaman bir aileyiz” ifadeleri kullanılırken proje okulları söz konusu olunca ecnebi milletin öğretmeni muamelesi görmek de tutarsızlık göstergesi oluyor. Bu süreci yargıya taşıma konusunda hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. Proje okullar konusunda olumsuz görüşleri bulunan bakan bey zannımca proje okullarının sorun yumağı haline gelmesini ve kapatılmasını arzu etmektedir.

Proje okullarında hakkaniyetli atamaları yapamayan bakanlık öğretmen alımlarında hakkaniyeti nasıl sağlayacak? Her köşesi kuşatılmış bakanlık bütün milletin bakanlığı olacaksa bu klik yapıların etkisini kıracak kararlar almalı ve mülakat uygulamasını bir an önce sona erdirmelidir. ÖMK içine mülakatla ilgili metin derhal dâhil edilmelidir. Milleti tedirgin etmeyin, millete hizmet edin.

“Ben dindar birisiyim mülakatta hak yemem.” diyen sayın bakan dindar ile kindar arasında sadece bir harf fark var. Dininiz sizi yaptığınız iş bizi ilgilendirir. Yaptığınız ve yapmayı planladığınız işlerin hak ve adalet açısından değerlendirmesini yaptık haykırdık. Bundan sonrası size kalmış, yarın çıkıp “Bizi kimse uyarmadı.” demeyesiniz diye yazıp çizip sesleniyoruz. Kulaklar sağır kalpler mühürlü değilse karşılık bulacaktır. Bu arada proje okulları süreciyle ilgili güzel bir hazırlığımız var talep edersiniz memnuniyetle paylaşırız.

AKİF KETEN

Mil Maarif-Sen Genel Sekreteri

maarifim banner
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ali Kula dedi ki:

    Çok doğru ve yerinde bir yazı. Aynen katılıyorum. Ben de bu konuda mağdurum. 355 puan ve 13 yıllık proje okulunda çalışmişlıgim varken üç tercihten birine atanamadim. Arananlar kaç puanla neye göre atandığını merak ediyorum.